Paralel Evren

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
757
Evren; sosyal ve bilimsel hayatta sürekli kullandığımız bir sözcük ya da terimdir. Aslına bakılırsa evren sözcüğünün herkesin kendine özgü literatüründe birçok anlamı var. Benim için evren sözcüğüne dair en etkili ve net tanım Greene’nin; “İçinde akla gelebilecek her şeyin bulunduğu bütünlük.” tanımlamasıdır. Sahiden de böyle değil mi? Galaksilerden, yıldız kümelerine; gezegenlerden insanlara, toprağa, kara deliklere, karanlık maddeye kadar her şeyi içinde barındıran bir bütün.

Peki hayal gücümüzün sınırlarını biraz zorlayalım. Sizlerden, başka bir dünyada sizin aynınız olan, sizden farklı kararlar veren sizin yaptığınız seçimlerden farklı seçimler yapan bir kopyanız olduğunu düşünmenizi istesem nasıl bir tepki verirsiniz?

Bu durum belki bazıları için hayalden öte gidemeyecek, bazıları için ise saçma olan ve bazıları için ise ‘Fizik’te imkansız hiçbir şey yoktur.’ düşüncesi ile mümkün olan bir durumdur. Bahsettiğim bu başka dünyaları bizler Paralel Evrenler olarak adlandırmaktayız. Bu yazıda; “Paralel Evrenler nedir, Çoklu evren ne anlama gelir, Bilimsel dayanakları nelerdir?” gibi birçok soruya cevap arayacağız.

Ama başta şunu belirtmeliyiz ki, paralel evrenlerin varlığına dair henüz bir kanıt veya veri bulunmamakta. Ancak bazı bilimsel temellere dayanarak var olduğuna dair düşünsel gözlemlerimiz mevcut.


coklu-evrenler-2282482.jpg


O halde öncelikle Paralel evreni tanımlandıralım: Paralel evren, çoklu evren olarak tanımlanan birbirinden farklı gözlemlenebilir evrenlerin hipotezsel olarak toplamlarıdır. Dolayısıyla bu tanımdan yola çıkarak kendi evrenimizin bu çoklu evrenlerin yalnızca bir parçası olduğu yorumunu yapabiliriz.

Paralel evrenler konusunda ilk yorumlardan biri felsefe alanında yapılmıştır. Bu yorum 1970’lerde ortaya atılan Modal Realizm’dir. Bu görüşe göre; çoklu evreni meydana getiren evrenler birbirleri ile bağlantılıdır. Belirli Fizik ve Matematik kurallarına sahip olan bir sistemin tek bir parçasıdır. Birbirlerinden ayrı değillerdir. Spektrumun diğer ucunda bulunan ve birbirlerinden tamamen farklı olan bütün muhtemel dünyalar aynı anda eşit bir gerçeklik düzeyinde varlardır.

Modal Realizm’i felsefi temellerle paralel evrenleri anlamamıza yarar. Fizik ve matematikçilere göre ise, bütün sistemlerin matematiksel olarak eşit düzeyde gerçek olduğu ortaya atılmıştır.

Paralel evrenlerin varlığı kesin değil ve henüz bir kanıtımız yok demiştik. Ancak kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki, o da evrenin sürekli genişliyor olmasıdır. Bu görüşün kaynağı ünlü deha Albert Einstein’in, Genel Görelilik Kuramıdır. Genişleyen evrenimiz gibi neden farklı evrenler mevcut olmasın ki?

Çoklu evrenleri çift yarık düzeneği ile daha kolay anlayabiliriz. İki farklı düzenek Çift Yarık düzeneği olduğunu düşünelim ve bir de gözlemcimiz olsun. Bu düzeneklerden birinden geçen elektronların hangi delikten geçtiği net olarak gözlemlenebiliyor olsun. Bir diğer düzenekte ise bu ayrımın farkına varamıyor olalım. Dolayısıyla ikinci düzenekte bir girişim desenine rastlayamayız. Elektronun nerede olduğuna baktığımızda dalga fonksiyonları çökmez lakin evren bölünür -bu bölünmeye gözlemcide dahildir-. Bu üst üste binme durumu çoklu evrenlerdir.

coklu-evrenler-12213.jpg


Çoklu evrenlerin var olduğuna zemin sağlayan bir başka teori de, Quantum Fluctuantion yani Kuantum Dalgalanmalardır. Kuantum Dalgalanma, ünlü bilim insanı Heisenberg’in bir parçacığın momentumu ve konumu tam doğrulukla ölçülemez ilkesi (Belirsizlik İlkesi) dahilinde enerji miktarındaki geçici değişimdir.

Buna bağlı olarak somut bir örnek verecek olursak bir kütüphanede olduğunuzu hayal edin. Bu kütüphane boyutunda dalgalanmalar söz konusu olacaktır. Dolayısıyla aynı zamanda bir galaksi boyutunda dalgalanmalar söz konusu olacaktır. Buna bağlı çoklu evrenlerde bulunduğunuz kütüphanenin, sizin, gözleyebildiğiniz en ufak maddelerin bir kopyası olmak zorundadır.

Çoklu evrenlerin varlığına dair yorum yapabilmemizi sağlayan teoriler var. Bunlardan ilki Sicim Teorisi diğeri ise Sicim Teorisinin benzeri olan M-Teori’dir. İlk olarak Sicim Teorisi’nden bahsedelim:

Sicim teorisi ‘her şeyin teorisi’ olmaya aday olan teorilerdendir. Bu teoriye göre evren noktalardan değil nokta benzeri titreşen sicimlerden oluşmuştur. Her bir titreşim bir elektrona karşılık gelir. Sicim teorisine göre evren 4 değil, 10 uzay 1 zaman boyutu olmak üzere 11 boyutludur.

Witten’in fikir babası olduğu ‘her şeyin teorisi’ olmaya aday ikinci bir teori olan M-Teori, Sicim teorisine çok benzer. Sicim teorisinde sicim olan nokta benzeri parçacıklar, burada titreşen zarlar yerini alır.

god-and-dice.jpg


Bazı kaynaklarda Einstein’ın “Tanrı zar atmaz” sözüne karşılık, Niels Bohr’un Einstein’a “Tanrı’ya ne yapması gerektiğini söylemeyi bırak” diye çıkıştığı söylenir.


Bu teoriler (Sicim Teorisi de M-Teori de henüz gözlemsel kanıtlara sahip değildir, sadece matematiksel temellere dayanırlar) bilim insanları tarafından Büyük Patlamayı ve tekilliği açıklar nitelikte görüldü. Yani, iki sicim veya iki zarın çarpışması sonucu büyük patlamanın gerçekleşmiş olabileceği ortaya atıldı. Bu teorilerin çoklu evrenlerle olan bağlantısına gelecek olursak; farklı yerlerde farklı iki sicim veya zarlar çarpıştı ve yeni evrenler oluştu diyebiliriz.
 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
757

Paralel Evren Türleri

Paralel evrenler I, II, III ve IV tür olmak üzere dört sınıf altında incelenmektedir.
I. Tür Paralel Evren: Tegmark’ın çok uzaklardaki Hubble hacimleridir şeklinde tanımladığı paralel evren türüdür. Bu çok uzak evrende kopyalarımız yaşar. Bizim seçimlerimizden farklı seçimler yapar, bizim aldığımız kararlardan farklı kararlar alırlar. Bizim evrenimizde olabilecek her şey bu tür evrenlerde çoktan yaşanmıştır
II. Tür Paralel Evren: Metaevrende bulunan baloncuk evrenlerin herhangi birinde biz ister istemez hayat buluruz. Yaşama uygun olmayan baloncuk evrenlerde ise yaşam formları bulunmaz.
III. Tür Paralel Evren: Everett tarzı kuantum fiziğinde bulunan paralel evrenler bu tür evrenlerdir.
IV. Tür Paralel Evrenler: Tegmark tarafından sınıflandırılmıştır. Bu tür paralel evrenlerdeki fizik yasaları diğer tüm evrenlerden tamamıyla farklıdır.
Yazımızda sunduğumuz paralel evrenler, henüz teorik olarak inceleniyor. Ancak içerikte bahsettiğimiz Sicim Teorisi, M-Teori, Görelilik Kuramı; paralel evrenlerin varlığına matematiksel kanıtlar sunmaktadır. Kim bilir belki bir gün, farklı bir evrendeki kopyamızdan bir sinyal alırız.
Kulağınıza imkansız gibi mi geliyor? Bir zamanlar kara deliklerin var olması da imkansızdı oysa ki…
Hazırlayan: Sultan Kış
Kaynakça:
Brian Greene / Saklı Gerçeklik
Kerem Cankoçak / Çoklu Evrenler veya Paralel Evrenler

https://web.itu.edu.tr/~kcankocak/docs/Coklu-evrenler-kerem-cankocak.pdf




 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
757

Paralel Evren Keşfedildi mi?​

Bilim dünyasını ayağa kaldıracak flaş bir gelişme yaşandı. Evrenin oluşmasına vesile olduğu varsayılan Big Bang’i (Büyük Patlama) inceleyen astrofizikçi Ranga-Ram Chary, paralel evrenlerin izine rastlamış olabileceğini duyurdu. Peki Paralel Evren nedir? Avrupa Uzay Ajansı (ESA) çalışanı Chary, Big Bang’den 100 bin yıl sonra bulduğunu düşündüğü paralel evren hakkında ayrıntılı bilgi.​

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) çalışanı Chary, Big Bang’den 100 bin yıl sonrasını incelediğinde parlak noktalar saptadığını, bu noktaların bizim evrenimiz ile çarpışan paralel evrenler olabileceğini iddia etti. New Scientist dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, içinde yaşadığımız evren tek olmayabilir. Başka bir deyişle Yüzlerce alternatif evrenden biri olan evrenimiz çok daha büyük bir boşluğun içinde yer alıyor olabilir.​

NTV’nin haberine göre bilim dünyasının bir süredir tartıştığı paralel evrenler konusunu bir kez daha gündeme taşıyan araştırması hakkında Astrophysical Journal’da bir yazı kaleme alan Chary’e göre, paralel evrenlerde sadece tarih çizgisi değil fizik kuralları bile farklı olabilir.​

Kozmik mikrodalga arka plan ışıması yardımıyla araştırmalarını yürüten Chary, teorisinin çok yeni olduğunu kabul etmek ile birlikte söz konusu iddianın pek çok kanıta ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.​

PARALEL EVREN NEDİR?

Çoklu evren teorisine göre, 93 milyar ışık yılı genişliğinde olan evrenimiz çoklu evrenin çok küçük bir kısmına tekabül eder. Başka bir deyişle içinde yaşadığımız evren büyük bir alanın sadece ufak bir parçasıdır.​

Paralel Evrenler

Görülebilir evrenin ötesinde bu evrene paralel başka evrenler de var mıdır? Mistikler ve filozoflar böyle olduğunu öne sürüyorlar. Bilim adamları ise yakın zamanlara değin böyle bir şeyin olanaksız olduğunu düşünüyorlardı. Fakat bugün fizikçiler paralel evrenlerin olabileceğini matematiksel olarak ortaya koyabiliyorlar.​

Paralel Evrenler kavramı, bugün bilimsel terimlerle açıkça bir şekilde tartışılabilmektedir. Bilim adamları içinde bulunduğumuz evrenin varlığını bir takım neden sonuç bağıntılarıyla açıklayabiliyorlar. Aslında bu açıklama, üç boyutlu uzayın tümüyle onun yapısını oluşturan fizik nesnelerden ibaret olduğu esasına dayanır.Bu yaklaşım biçimi ilk bakışta, evrenin var olan her şey demek olacağı anla gelebilir. Fakat iki önemli nokta var. Birincisi, bilim adamlarının evren açıklamaları, birtakım soyut kavramları(güzellik ve sevgi gibi) açıklamaktan kaçınır. Oysa her ne kadar fizik bir evrende yaşıyorsak da, bu tür soyut kavramlar bu fizik evren içerisinde önemli bir yer tutarlar. İkinci olarak da bilimin tüm yaklaşımları ve bu konuya ilişkin kabülleri kesinlikle üç boyut ile sınırlanmıştır.​

3 koordinat belirtilmelidir

İkinci nokta, paralel evrenler tartışmasının odak noktasını oluşturuyor. Evrenimiz üç boyutlu bir mekandır. Herhangi bir nesnenin konumunu kavrayabilmek için öncelikle onun üç koordinatını belirlememiz gerekir. Bunun en somut örneği havacılıkta görülür. Bir uçağın pilotu, yerdeki Hava trafik kontrolörüne havadaki konumunu bildirmek için 3 rakam vermek zorundadır: Bu değerler uçağın havada bulunduğu yerin enlemini, boylamını ve yere olan uzaklığını belirtir.​

Peki üç boyutun ötesi var mıdır? Matematikçiler diğer boyutları idrak etmenin sanıldığı kadar zor olmadığını belirtiyorlar. Diğer boyutlar gerçekten de matematiksel olarak kavranabilir, fakat bu durum üç boyutlu insan beyni için de söz konusu mudur? Tüm kavramlarımızla birlikte üç boyutlu bir mekanda yaşadığımız için bu pek mümkün değildir. Fakat şu örnekler, bunu anlamamıza biraz yardımcı olabilir.​

Nokta kağıt ve masa örnekleri

Uzaydaki tek bir noktayı ele alalım . Bu noktanın herhangi bir yöne doğru uzanan hacmi yoktur.Dolayısıyla bir matematikçi için o nokta boyutsuzdur. Düz bir çizgiyi alalım. O da sadece bir yöne doğru uzar.Genişliği ve yüksekliği yoktur, sadece uzunluğu vardır. Bu bakımdan o çizği de bir matematikçi için tek boyutludur. Bir Kağıt parçasını düşünün. Genişliği ve uzunluğu vardır ama derinliği yoktur. Dolayısıyla o da iki boyutludur.Bir masayı ele alalım. Genişliğiyle, uzunluğuyla ve derinliğiyle üç boyutlu bir nesnedir. Örneklerimizi bir kez daha inceleyelim: Boyutsuz, tek boyutlu, iki boyutlu ve üç boyutlu. Burada durmamız için herhangi bir neden var mı? Niçin bundan sonraki boyutları keşfe çıkmayalım?​

İki boyutlu evren Flatland

Tekrar kağıt örneğine dönelim ve bu iki boyutlu dünyada yaşayan varlıkları düşünelim. Flatlandliler (R. Edwin Abbott Flatland adlı bilimkurgu romanında, iki boyutlu bir evreni ve oradaki yaşamı anlatır) sadece iki boyutu bilirler: Sağ-sol, ön-arka. Onların tüm hareketleri kağıtın derinliği olmayan yüzeyi ile sınırlanmıştır.​

 

Deepest

Deneyimli üye
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
757

5 SORUDA PARALEL EVRENLER >> EVRENDE KOZMİK KOPYALARIMIZ VE ALTERNATİF DÜNYALAR VAR MI?​


Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Başka evrenlerde alternatif kopyalarımız olabileceğine işaret eden paralel evrenler meselesi aslında bilimkurgu filmlerinin değil, kozmolojinin konusu. Bazı fizik modellerine göre paralel evrenler var. İster adına çoklu evren deyin, ister mega evren bu yazıda size başka dünyaları anlatacağım.

PARALEL EVRENLER VARSA NASIL KEŞFEDERİZ?

Bilim insanları kuantum fiziği ve kozmoloji teorilerinden kaynaklanan paralel evrenler meselesini kendi aralarında hararetle tartışıyor. Hatta gökyüzünü ve büyük patlamadan kalan kozmik mikrodalga arka plan ışımasını araştırarak uzayda paralel evrenlerin izini bulmaya çalışıyorlar. Bunun için yeni yöntemler geliştiriyorlar.
Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Hangi dünya daha gerçek? Paralel dünyalar varsa ikisi de eşit ölçüde gerçek. Çoklu evrenler modeli doğruysa 4. Kopernik devrimini yaşayacağız. 1) Dünya evrenin merkezi değil. 2) Güneş evrenin merkezi değil. 3) Samanyolu Galaksisi evrenin merkezi değil. 4) Bizim evrenimiz yegane evren değil! Peki sırada ne var? İnsan evren(ler)deki tek düşünen canlı olmayabilir.

ÇOKLU EVREN MODELİ

Fizikteki paralel evren teorilerine geçmeden önce çoklu evren kavramının bir teori değil, teorik fizikten çıkan bütün farklı paralel evren kuramlarını içine alan bir model ve yaklaşım olduğunu belirtmek istiyorum.
Bu ayrımı yapmak kritik önem taşıyor, çünkü ister mega evren deyin ister gözlemlenebilir evren veya şişme modeli, tüm paralel evren teorileri çoklu evren sınıfına giriyor.

Bunların bir kısmı evrenimizin birebir kopyası. Diğerleri ise bizden kopuk ve tümüyle farklı evrenler; ama bize paralel olabilirler (zar kozmolojisinde olduğu gibi).
Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Kuantum fiziğinden türetilen çoklu dünyalar yorumuna göre alternatif kopyalarımızın yaşadığı paralel evrenler var. Ancak çoklu evrenler modelinde alternatif kopyalarımız olan paralel evrenler olması şart değil. Bazı çoklu evren modellerinde bizim evrenimizin alternatif kopyaları yok. Ancak kainatta sonsuz sayıda evren varsa aynı zamanda sonsuz sayıda birebir kopyamız olmak zorunda. Sonsuz sayıda farklı evren, sonsuz sayıda kusurlu kopyamız olan evren ve sonsuz sayıda birebir klonumuz olan evren. Dolayısıyla sonsuz sayıda evren varsa yaptığımız, yapacağımız, yapabileceğimiz her şey sonsuza dek kopyalanacak. Sonsuzluk mantık dışı ama gerçek olabilir.

PARALEL EVRENLERİN KÖKENİ

Paralel evrenler nereden çıktı diye sorarsak bunun iki yanıtı var: Felsefi yanıtı ve fiziksel yanıtı. Fiziksel yanıtını 5 maddeli paralel evren modelleri listemizde, biraz aşağıda açıklayacağım ama önce felsefeyi aradan çıkaralım.

ANTROPİK İLKE

Buna teknik olarak kozmolojik argüman, daha az teknik olarak ilk neden sorusu veya en basitinden “neden burada varız?” diyebiliriz. Neden bu evrende insanlar var? Neden içinde bulunduğumuz evrende en az bir gezegen hayata elverişli?
Bugün evrenlerin nasıl oluştuğunu açıklayan birçok teori bulunuyor, ama içlerinden hiçbiri neden hayatın ortaya çıktığını açıklamıyor. Evet, bilimdeki bütün neden soruları aslında “nasıl” sorularıdır; ama biz insan hayatına elverişli bir evrenin nasıl ortaya çıktığını bilmiyoruz.

Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji


TANRI YARATTI

Burada akıllı tasarım senaryolarına girmek istemiyorum. Tanrı’nın varlığını veya yokluğunu kanıtlamak gibi bilimin alanına girmeyen ve aynı zamanda kanıtlamanın imkansız olduğu bir alana girmek de istemiyorum. Bu sebeple size fizikçilerin şu ana kadar verebildiği en tatmin edeci cevabı aktaracağım.
Fizikçilere göre bu evrende insan hayatının ortaya çıkması basit bir tesadüf. Evet, insanların ortaya çıkması çok düşük bir olasılık ve aynı nedenle fizikçiler bu tesadüfü açıklamakta çok zorlanıyorlar. Yine de bazı fizikçilere göre bu büyük bir sorun değil:

Kainatta sonsuz sayıda veya çok fazla sayıda evren var. Bu evrenler hep rastlantı eseri oluşmuş (kuantum fiziğindeki rastlantısallık anlamında). Dolayısıyla içlerinden birinde; bir evrenin uzak köşesindeki küçük, mavi bir dünyada insanlar ortaya çıkmış.

DÖRT SEÇENEK

Çoklu evren modellerini bu evrende hayatın ortaya çıkmasını çok sayıda evrenin varlığıyla açıklamak isteyenler ortaya atmış bulunuyor.
Ancak bilim insanlarının bunu düşünce tembelliğinden ortaya attığını sanmayın. Kuantum fiziği, şişme modeli ve sicim teorisi fizikçileri çoklu evrenleri kabul etmeye zorluyor. Şimdi 4 çoklu evren modeline göz atalım.

1. ÇOKLU DÜNYALAR YORUMU

Teorik fizikçi Sean Carroll’un katıldığı yorum bu: Kuantum fiziğinde Schrödinger’in kedisi deneyini duymuşsunuzdur. Bu deneyde dışarıya tümüyle kapalı bir kutuya bir kedi koyarsınız. Kedinin yanında zehir şişesi vardır. Zehir şişesini kırıp hayvanı öldürecek olan çekiç de radyoaktif bir atoma bağlıdır.
Kuantum fiziğindeki Heisenberg’in belirsizlik ilkesine göre, radyoaktif bir atomun ne zaman “bozunarak” daha az radyoaktif bir atoma dönüşeceğini öngörmek imkansızdır. Bu rastlantıyla olur. Atom bozunursa çekiç şişeyi kırar ve kedi ölür. Bozunmazsa kedi yaşar.

Yine belirsizlik ilkesine göre, bir atomun dış dünyayla bağlantısını tümüyle keserseniz o atom süper pozisyon durumuna girer ve hem bozunmuş hem de bozunmamış olur. Gerçek dünyada bunu mikroskobik atomlar üzerinde deneyler yaparak gözlemlemeyi başardık.

ALTERNATİF GEÇMİŞLER, ALTERNATİF GELECEKLER

Öte yandan bir kedi ve cam şişesi gibi gözle görülebilecek kadar büyük makroskobik dünyalarda bu durum geçerli değil: Kutuyu açıp içine bakarsak ya ölü bir kedi ya da canlı bir kedi görürüz. Oysa kutu kapalıyken, dış dünya ile atom arasında hiçbir etkileşim yokken, o kedi aynı anda hem canlı hem ölü olmak zorunda.
Çoklu dünyalar yorumu da buradan geliyor. Örneğin, kuantum fiziğinde bir elektron yüzde 30 olasılıkla sağdan ve yüzde 70 olasılıkla soldan gidebilir. Ünlü fizikçi Richard Feynman’ın gösterdiği gibi gerçek dünyada elektronun ya soldan ya da sağdan gittiğini görürüz.

Buna karşın, matematiksel olarak rotasını hesaplamak istiyorsak soldan giden elektronun yolunu ancak sağdan gitme ihtimalini de hesaba katarak çizebiliriz. İşte Carroll gibi düşünen fizikçilere göre bu olgu çoklu dünyalar olduğu anlamına geliyor.
Kısacası bizim evrenimizde elektron soldan gitmişse o elektronun sağdan gittiği bir paralel evren de mutlaka var olmalı. Dolayısıyla “o kızla evlendiğiniz bu evrene” ek olarak başka kızla evlendiğiniz bir evren de var. Bu evrende fizikçi iseniz çöpçü olduğunuz bir alternatif evren kopyanız da var.

Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Evren’in evrimi.

2. SİCİM TEORİSİ

Sicim teorisi kuantum fiziğiyle görelilik teorisini birleştirip her şeyin teorisini geliştirmek için gelecek vaat eden en büyük teori. Sicim teorisine göre, evreni oluşturan temel parçacıklar tek boyutlu süper küçük sicimlerden meydana geliyor.
Böylece dünyadaki tüm fizik kuvvetlerini sicimlerle açıklayabiliyoruz: Elektromanyetizma, kütleçekim, zayıf ve güçlü nükleer kuvvet. Yalnız bir sorun var: Sicim teorisinin çalışması için 10 uzay boyutu ve 1 zaman boyutu lazım.

Oysa bizim evrenimizde sadece 3 uzay boyutu ve 1 zaman boyutu görüyoruz; yani görebildiğimiz kadarıyla evren 4 boyutlu. 11 boyutlu değil. Peki diğer 7 boyut nerede?
Sicim teorisinin güncel versiyonu olan M teorisine göre, ekstra 7 boyut çok küçük ve kendi üzerine tespih böceği gibi kıvrılmış durumda. Bu yüzden ekstra boyutları göremiyoruz. Bunun çoklu evrenle ne ilgisi var derseniz hemen anlatalım:
11 boyutlu bir kainatta evreni meydana getiren sicimleri düzenlemenin 10500 yolu var! Özetle sicim teorisine göre kainatta en azından 10 üzeri 500 evren var. Bunlardan biri de yaşadığımız evren. Bu aslında bir çatı kavram olsa da çoklu evren derken bilim insanları genellikle sicim teorisini kast ediyor.
Sicim teorisine göre kainatta birbirinden kopuk olan en az 10 üzeri 500 evren var.

3 .ZAR KOZMOLOJİSİ

Zar kozmolojisi fizikten türetilmiş bir çoklu evren teorisi. Buna göre başka dünyalarda başka işler yapan alternatif kopyalarımız yok, ama fiziksel olarak gerçekten birbirine paralel olan evrenler var.
Zar kozmolojisine göre zamanla birlikte 4 boyutlu olan evrenimiz en az 5 boyutlu kainatta üst üste veya bakış açınıza göre dikey olarak yan yana dizilen, tıpkı ekmek dilimleri gibi yan yana dizilmiş olan sonsuz sayıdaki evrenden biridir.

Evrenimiz elbette 4 boyutlu, ama nasıl ki bir lamba direğine uzaktan bakınca tek boyutlu görünüyor; kainatta tost dilimleri gibi yan yana dizilmiş evrenler de uzaktan bakınca kağıt yaprakları gibi ince, düz ve iki boyutlu olarak görünüyor (trafik lambası direğine yakından bakarsanız bir karıncanın aslında üç boyutlu olan bu direğin çevresinde çember çizerek yürüdüğünü görebilirsiniz).
Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Zar kozmolojisinde paralel evrenler tıpkı ekmek dilimleri gibi gerçekten birbirine paralel.

BÜYÜK PATLAMA

Zar kozmolojisine göre birbirine paralel olan iki evren ara sıra çarpışıyor ve böylece çok sayıda büyük patlama yaşanıyor. Büyük patlamalar, sonsuz uzunluktaki birer kağıt şeridine benzeyen bu evrenlerde, içinde yaşadığımız gibi yepyeni gözlemlenebilir evrenler oluşmasına yol açıyor.
Aslında 11 boyutlu uzayda birbirine paralel olarak yüzen bu iki sonsuz uzunluktaki evren şeridi, boylu boyunca ve farklı noktalarda defalarca çarpışmış olabilir. Her çarpışma noktasında ayrı bir büyük patlama yaşanmış ve başka bir evren oluşmuş olabilir.

Söz konusu evrenler birbirine ışığın asla ulaşamayacağı kadar uzak olduğu için bunlar ana evren (mega evren?) dilimlerinin üzerinde yan yana dizilen, ama birbirinden kopuk olan farklı gözlemlenebilir evrenler olarak kabul edilebilir.

4. ŞİŞME MODELİ

Kainatı oluşturan boşlukta sonsuz sayıda gözlemlenebilir evren yaratmanın başka bir yolu daha var. Bu da şişme modeli. Şimdi kısaca bunu açıklayalım.
Evren büyük patlamayla oluştu. Bunu kozmik mikrodalga arka plan ışımasına ve görelilik teorisine bakarak anladık, kısacası büyük patlamanın varlığını kanıtladık. Bununla birlikte Evren’de madde ve enerji oldukça eşit miktarda uzayın her yanına dağılmış durumda. Oysa patlamayla oluşan bir evrende maddenin belirli yerlerde toplanmasını beklerdik. Uzaya tekdüze dağılmasını değil.
Şişme modeline göre kainat balongibi şişiyor ve sürekli olarak köpük evrenler doğuruyor.

BALON GİBİ ŞİŞTİK

Alan Guth’un 1979’da geliştirdiği şişme modeline göre, evrenimiz kuantum fiziğindeki belirsizlikler nedeniyle çok kısa bir süre için balon gibi şişti ve ışıktan hızlı genişledi (büyük patlamadan hemen sonra Evren’in mikroskobik boyutta olduğunu hatırlayalım)
Bu sebeple küçük evrende dağınık su kabarcıklarına benzeyen mikroskobik madde ve enerji topakları bugünkü Evren’e neredeyse eşit ölçüde dağıldı. Böylece şişme modeli bize maddenin ve enerjinin Evren’e neredeyse eşit biçimde dağılmasını açıklamış bulunuyor.
Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Kozmik şişme her an yeni evrenler oluşturuyor.

KOZMİK ÜTÜ

Ancak, evren bir süre için şişerek ışıktan hızlı genişlediyse büyük patlama göremeyeceğimiz kadar uzaklarda devam ediyor olabilir. Belki bölgemizdeki büyük patlama bizim evrenimiz şişip seyrelince ve dolayısıyla soğuyunca sona erdi.
Oysa büyük patlamayla oluşan kainatın başka kısımlarında patlama daha geç sona ermiş; yani şişme evresi daha geç sona ermiş ve hatta ışıktan hızlı bir şekilde bugün de devam ediyor olabilir (evrende hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez ama evrenin kendisi ışıktan hızlı genişleyebilir).

Bu durumda kainatta ışığın ulaşamayacağı kadar uzak, belki de sonsuz sayıda evren olmalı. Bu evrenler sadece sanal parçacıklardan oluşan boşlukta birbirinden kopuk sabun köpükleri veya su kabarcıkları gibi yüzmeli
Evrenlerin dışında uzay ve zaman da olmadığı için bu aslında doğru bir ifade değil, ama şişme modeline göre boşlukta çok sayıda köpük evren olduğunu anlatmamızı kolaylaştırıyor.

Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji


5. NASIL TEST EDERİZ?

Diyeceksiniz ki 5 soru dedin, ama sadece 4 paralel evren modeli anlattın. Haklısınız fakat bunun bir sebebi var: Farklı evren modelleri, evren hakkında sorduğumuz 4 temel sorudur. 5. soru ise farklı bir evren modeli değil ama içlerinde en zor soru da bu: Paralel evrenlerin varlığını nasıl kanıtlarız?
Paralel evrenler varsa hangi paralel evren modeli doğru? Bilimsel teorileri masallardan ayıran nokta yanlışlanabilir olmalarıdır; yani bu teorilerin bilimsel değer taşıyabilmesi için test edilebilmesi gerekiyor. Tıpkı Einstein’ın görelilik teorisini defalarca test etmemiz gibi.

SONSUZA DEK ŞİŞEN EVREN

Önce kısa bir not: Şişme modeline göre kainatın bazı yerleri sonsuza kadar şişmeye ve yeni bebek evrenler, gözlemlenebilir evrenler oluşturmaya devam edecek. Hatta bugün bizden ayrı olan bir evren, eskiden bizimle aynı gözlemlenebilir evren parçasında yer almış olabilir.
Sadece şişmeye bizden sonra da devam ettiği için aradan geçen sürede bizden kopmuş olabilir. Öyleyse tıpkı yaranın kabuğunu koparır gibi, bu evren de bizden kopunca evremizde bir yara izi bırakmış olmalı. En azından sicim teorisi, kuantum alan kuramı ve şişme modelini birleştirdiğimiz zaman bu sonuca varıyoruz.

Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji


BUNLARI BİRLEŞTİRMEYE NE GEREK VAR?

Doğrusu bunu keyfimizden yapmıyoruz. Kimse birbirinden zor 3 teoriyi keyfi olarak birleştirmek istemez, ama size anlattığım 4 paralel evren modelinden üçünü test etmenin tek yolu bu. Belki bu modelleri tek tek test etmenin de yolları vardır fakat şimdilik bilmiyoruz.
Bu sebeple paralel evren modellerinden sadece 3’ü bilimsel teori oluyor. Dördüncüsü bir kuram veya model oluyor (bilimsel bir model ama teori değil).
Yoksa bütün evreni gösteren gök ısı haritasında sağ alt köşede yer alan büyük soğuk leke başka bir evrenin bizim evrenimize dokunmasından kaynaklanan eski bir yara izi mi?

PEKİ HANGİSİ?

Çoklu dünyalar yorumunu test etmemiz şimdilik imkansız. Bir elektronun soldan giderken aynı zamanda paralel bir evrende sağdan gittiğini nasıl anlayacağız? Şimdilik başka evrenlere gidip içinde ne oluyor diye bakmanın yolunu bilmiyoruz.
Biz bu evrenin parçasıyız. Başka evrenlerde ise başka fizik kuralları var. Bu durumda yok olmadan bu evrenin dışına çıkabileceğimizden emin değiliz. Geçelim. Bunun yerine Şişme Modeli, Zar Kozmolojisi ve Sicim Teorisine dayalı paralel evren modellerini nasıl test edebileceğimize bakalım.
İkizler.

TÜM SORULARIN ANASI

Şimdi bugüne dek yanıtlayamadığımız bir soruyu ele alıyoruz: Diğer 3 çoklu evren teorisinde (çoklu evrenler yorumunun tersine) evrenler su kabarcıkları gibi çarpışabilir, birleşebilir ya da birbirinden kopabilir. Örneğin zar kozmolojisinde olduğu gibi evren şeritleri arası sıra birbirine dokunabilir.
Fizikteki enerjinin korunumu yasasına göre bunların birbiriyle çarpışan ve kopan evrenlerde izler bırakması lazım. Belki gökyüzündeki yıldızlara veya galaksilere ya da evreni doğuran büyük patlamadan kalma kozmik mikrodalga arka plan ışımasına bakarak bunların izini görebiliriz.
Pararlel_evrenler-çoklu_evren-evren-multiverse-kozmoloji

Çoklu dünyalar yorumuna göre bu evrende yapmadığınız tüm seçimleri alternatif evrenlerdeki kopyalarınız yaptı. O kızla evlenmediniz, yalnız yaşadınız, başka kızla evlendiniz vb. vb.

NASIL YANİ?

Şöyle: Planck uzay gözlemevinin çektiği kozmik mikrodalga arka plan ışıması resminde Evren’de büyük soğuk noktalar olduğunu görüyoruz. Bunlar milyarlarca ışık yılı çapında olan ve içinde çevresinden daha az galaksi barındıran dev deliklerdir.
İçlerinden en büyüğü ve dolayısıyla en ünlüsü de gökte Eridanus (Irmak) Takımyıldızı yönündeki büyük soğuk nokta. Bugüne dek bu soğuk noktayı eskiden bizden kopan, bize yaklaşan veya bizimle çarpışan evrenlerle açıklamaya çalışanlar oldu ama başaramadılar. Gelecekte daha detaylı gözlemlerle büyük soğuk noktanın gerçekten dış kaynaklı olup olmadığını göstermeyi umuyoruz.
İkinci test de çok zor ama teoride mümkün: Kütleçekim dalgalarına bakmak. Kütleçekim dalgalarını geçen ay blogda yazdım. Ancak, Popular Science Türkiye Nisan sayısında sizlere daha detaylı 10 sayfalık bir kütleçekim dalgaları dosyası hazırladım.

Kara delikler başka evrenlere açılan kapılar olabilir mi? Enerjinin ve enformasyonun korunumu prensipleri doğruysa hayır.

PARALEL EVRENLERİ İSPATLAMAK

Paralel evrenler varsa evremizdeki kütleçekim dalgalarını çarpıtabilirler. Tıpkı yanağınızı çekiştirince derinizin esneyip buruşması gibi, bu dalgalar da evrenimizdeki yıldız ışığının polarizasyonunu değiştirebilir ve böylece başka evrenlerin varlığını kanıtlayabilir.
Ancak, bütün bunları kanıtlamak için 20 yıl sonra uzaya fırlatılacak olan eLISA uydularını beklememiz gerekiyor. Bunlar büyük patlamadan kalma kütleçekim dalgalarını arayacak. Böylece doğuştan gelen doğal kütleçekim dalgalarına bakacağız.
Sonra da bunlarda çarpılma olup olmadığına (polarizasyon) bakacağız. İşte o zaman paralel evrenler var mı, yok mu anlayacağız.
 
Top