• Dipsiz Forum'a sadece 3 saniyede kayıt olarak, eğitim, sağlık, edebiyat, müzik ve sosyal bilimler konularında binlerce yeni ve güncel içeriğe reklamsız olarak anında ulaşabilir, yeniliklerden anında haberdar olabilirsiniz. Haydi, şimdi kayıt ol!

Frank Gehry | Kanadalı Mimar ve Sıradışı Eserleri

Candan

Doğa Sevdalısı
Tam Üye
16 Mayıs 2021
420
1.153
Tabiatın Ortası
Frank Gehry | Kanadalı Mimar ve Sıradışı Eserleri




Doğum: 28 Şubat 1929 (87 yaşında)
Toronto, Kanada
Alanı: Mimar
Etkin yıllar: 1954 - halen
Ünlü yapıtları: Guggenheim Müzesi Bilbao, Stata Merkezi Santa Monica Place, Vitra Design Museum
Ödüller: Pritzker Mimarlık Ödülü

Mimari alanda “Dekonstrüksiyon” olarak bilinen Dekonstrüktivizm akımı 1980’lerin sonunda ortaya çıkmıştır. Yapıyı oluşturan mimari ögelerin parçalanması, yamultulması ve kaydırılması gibi yöntemlerle oluşan yapısal bir analizdir. Bu tarzda inşa edilen binalara bakanlar bir “aykırılık” görmektedir. Frank Gehry, Daniel Libeskind, Rem Koolhaas, Zaha Hadid, Peter Eisenman gibi ünlü mimarlar Dekonstrüktivizm akımına dahil ve bu akım içerisinde tasarımlar üretmiş mimarlardır. Bizim bugün yapıtlarını inceleyeceğimiz ve tarzını göreceğimiz mimar Dekonstrüktivizm’in öncülerinden Frank Gehry…


Frank Gehry'nin yaşadığı kendi evi


Asıl adı Ephraim Goldberg olan Frank Gehry 1929 yılında Toronto’da doğmuş mimar ve tasarımcıdır. Eğitimini 1949-51 yılları arasında University of Southern California ve 1956-57 yılları arasında Harvard Üniversitesinde tamamlamıştır. 1962 yılında ise kendi mimarlık bürosu olan Frank Gehry & Assoc’i kurmuştur. Amerikanın çeşitli üniversitelerinde öğretim üyeliği yapan Frank Gehry’nin mimari üslubu 1970’lerin sonlarına doğru Dekonstrüktivizmin ana temellerine dayanmaya başlamıştır.

Ein neuer Wohnturm mitten in Manhattan, New York, aus der Feder Frank Gehrys


Başlarda yapılar yaratmak yerine özgün ve fonksiyonel heykeller yaratan mimar, büyük ölçekli kamusal yapılarda klasik mimarlık temalarını işleyerek bu heykelsi anlatımı ile başarı kazanmıştır. Yakın geçmişte ise dokunaklı eğrisel formlar ile Dekonstrüktivist çizgisini birleştiren belirgin eserler vermiştir ve yaşayan en önemli mimarlardan sayılmaktadır. Mimarlığın yanı sıra mobilya tasarımlarıyla da uğraşmış, enli ahşap şeritleri bükerek oluşturduğu sandalyelerle tanınmıştır. Her türlü yerleşik mimarlık üslubunu yaratmış olan Gehry’nin, kimi araştırmacıların bir kuralsızlık üslubu saydığı bu tutumuyla herhangi bir akıma yerleştirilmesi aslında çok güçtür.

Buildings Las Vegas


Frank Ghery’nin 1980 yılında ABD’de inşa edilmesini sağladığı Santa Monica Place isimli alışveriş merkezi tasarımıyla 1989 yılında Pritzker Mimarlık Ödülü almıştır. Bina birçok dizi ve filme arka plan olarak eşlik etmiştir (Pretty in Pink, Terminatör 2 gibi). Frank Ghery’nin blinen bina tasarımları arasında; Dans Eden Ev (Prag), Gehry Tower(Almanya), Guggenheim Müzesi Bilbao (İspanya), Pritzker Pavyonu (ABD), Walt Disney Concert Hall (ABD), DG Bank (Almanya) ve nice bina bulunmaktadır.



Santa Monica Place

Santa Monica Place ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Santa Monica şehrinde yer alan ve 53.000 metrekarelik bir alana yayılmış bir alışveriş merkezidir. 1980 yılında açılan Santa Monica Place, 1991 yılında ve 1996 yılında genel bakımdan geçti. Alışveriş merkezinda 120 adet mağaza yer alıyor. Aralarından en büyük mağazayı üç kata yayılmış 14.100 metrekarelik alanı ile Macy’s oluşturuyor. Mağazada Robinson May’e ait üç kata ve 12.194 metrekare alana yayılmış büyük bir mağaza yer aldıysa da Federated firması ile birleştikten sonra bu mağaza 2006 yılında kapatıldı. Alışveriş merkezinde Kenneth Cole, Williams-Sonoma gibi markalar da yer alıyor.







Amerikalı mimar Frank Gehry kariyerin başlarında Gruen Associates firmasında çalışırken tasarladığı ilk projelerinden birisi olan orijinal Santa Monica Place projesini 1980 yılında inşa edilmesini sağladi ve 1990 yılındaki tamiratta da rol aldı. Santa Monica Place birçok sinema ve dizi filmde arka plan olarak yer aldı; bunlar arasında en ünlüleri Fast Times at Ridgemont High, Pretty in Pink, Terminatör 2: Kıyamet Günü,
Beverly Hills, 90210 ve video oyunu Midnight Club: Los

*****




Vitra Tasarım Müzesi (Weil am Rhein, Almanya, 1987-89)

Almanya’nın Weil am Rhein şehrinde yer alan ve özel bir müze olan Vitra Tasarım Müzesi Vitra Mobilyaları CEO’su Rolf Fehlbaum tarafından bağımsız bir hayır kuruluşu olarak 1989 yılında kurulmuştur.

20. yüzyıla damgasını vurmuş pek çok sandalyenin yer aldığı Vitra Tasarım Müzesi, bina inşa etme tekniklerine dair mimari bir keşiftir. Turistik olarak oldukça ilgi çeken bu yapı Frank Gehry tasarımıdır. Müze 2 katta toplam 8000 m2 alana yayılmakta ve bir dizi basit kutuların karmaşık bir kompozisyon içinde ele alınmasından oluşuyor. Yapı boyunca kıvrılan merdiveni ve karmaşık biçimsel anlayışıyla dikkat çekiyor. Yapı Dekontrüktivizm stili ile tasarlanmışsa da farklı malzemeleri bir arada kullanmak yerine sadece beyaz sıva ve titanyum-çinko alaşımı bir madde kullanmıştır.
 
Son düzenleme:

Candan

Doğa Sevdalısı
Tam Üye
16 Mayıs 2021
420
1.153
Tabiatın Ortası


Dans Eden Ev (Prag, Çek Cumhuriyeti, 1992-96)

Dans Eden Ev, Hırvat ve Çek kökenli bir mimar olan Vlado Milunić ve Frank Gehry işbirliği ile boş olan ve nehir kıyısında yer alan bir alanda tasarlanmıştır. Yapılaşmaya yeni açılmış Prag’ın merkezinde yer alan üç tarihi yerden birinde konumlanan bu bina iki caddenin kesişiminde yer almaktadır. Görsel açıdan bir odak noktası olacak biçimde tasarlanmış olan bu iki kule, mevcut kentsel çevreye uyum sağlayacak bir diyalog içindedir.




Biri silindir ve masif, diğeri ise ince uzun ve cam olan bu kuleler çok sayıdaki heykelsi kolonlar tarafından taşınmaktadır. Cam kulenin cephesi, çelik taşıyıcılara sahip çift katmanlı camdan oluşmaktadır. Nehre bakan ana cephe, pencere ve bantları eksenlerinden kaydırılarak oluşturulmuş zengin dokusuyla dikkat çekicidir. Dekonstrüktivizm stilinde olan bu tasarım inşaatın onaylanmasından itibaren tartışmalara neden olmuştur. Fred Astaire ve Ginger Rogers’a adandığı ve dans eden iki partneri sembolize ettiği için Fred and Ginger olarak da adlandırılan bu yapı bölgede yaygın olan Barok, Gotik ve Art Nouveau binalar arasında dikkatleri üzerine çekmektedir. Herkesin önünde “uçan tekme” ile fotoğraf çektirdiği bu bina popüler kültür haline gelmiştir.

*****


Bilbao-Guggenheim Müzesi (Bilbao, İspanya, 1991-97)

İspanya’nın Bilboa şehrinde bulunan Guggenheim Modern Sanat Müzesi 11.000 m² alana yayılmaktadır. Bir kağıda benzer şekilde yapılan müze duvarları kıvrımlı biçimdedir. Müze, Bilbao şehir merkezinde, Nervión Nehri’nin kenarında bulunmaktadır. Pritzker Mimarlık Ödülü sahibi mimar Frank Gehry tarafından tasarlanmıştır ve yapımı 1997 yılında tamamlanmıştır. Bu bina Dekonstrüksiyon tarzı stilde inşa edilmiştir.



Müzenin ana girişi sergi galerilerini birbirine bağlayan panoramik asansörler ve merdiven kulelerinin yer aldığı bir atriumdan sağlanmaktadır. Gehry’nin tasarladığı son dönem projeleri arasında en dikkat çekici olanlardan biridir.

Bilboa şehrinin en önemli görülmeye değer mekanlarından birisi olan Guggenheim Modern Sanat Müzesi, 20.yüzyıl çağdaş sanata odaklanmıştır. İçerisinde bulunan Enstalasyon, Dijital Art ve benzeri sanat objeleri, resim ve heykellerden daha fazladır. Müzenin yıllık konuk sayısı 1 milyon civarındadır.

******


MoPop (Seattle, Amerika, 2000)

İlk olarak Experience Museum Project – EMP (Deneyim Müzesi Projesi) olarak adlandırılan MoPOP (Museum of Pop Culture) Frank Gehry tarafından tasarlandı. Microsoft’un kurucularından Paul Allen tarafından başlatılan bu deneysel müze adımı müzik kültürünü teknoloji, medya, deneyim ve aktiviteler ile besleyen bir proje. Paul Allen’ın bu projeyi başlatmasında ünlü gitarist Jimi Hendrix’in etkisi oldukça büyük.

Seattle’da 2000 yılında açılmış müzik müzesi MoPop (Museum Of Pop Culture) Frank Gehry tarafından tasarlanmıştır. Bina 21.000’nin üzerinde aliminyum ve paslanmaz çelikle kaplanmış. 280’nin üzerinde çelik kaburga kullanılmış. Çatısı ise ince tahtalarla yapılmış. Frank O. Gehry müzeyi tasarladığında, Rock N Roll deneyimini çağrıştıran bir yapı oluşturmak istemiş. Birkaç gitar satın almış, parçalamış ve bunları yapı taşları olarak kullanmış.




Müzenin programı Müze programı toplam 6 parçaya bölünmüş durumda ve sergi kurgusu 3 boyutlu parçaların bir puzzle gibi bir araya gelmesiyle oluşuyor. Sky Church, Crossroads, Sound Lab, Artist’s Journey, Electric Library ve Ed. House adı verilen bu bölümler aracılığıyla ziyaretçiler müzikal bir yolculuğa çıkıyor.

Müzeyi oluşturan dalgalı ve parçalı formlar aynı zamanda Jimi Hendrix’in bir konseri sırasında Fender Stratocaster gitarını kırdığı meşhur sahneye referans veriyor. Parçalara ayrılmış bir gitarı andıran müze binası ziyaretçileri müzik tarihini keşfetmeleri ve deneyimlemeleri için içeri alıyor.

MoPOP, farklı renk ve dokuların bir arada kullanıldığı bir proje. Mavi, Fender gitarları, altın rengi ise Gibson Les Paul gitarları temsil ederken kırmızı rengi eski rock yıldızlarının kullandığı kırmızı kamyonetlere göndermeler içeriyor. Renk ve dokular yoluyla ziyaretçilerin duygularına hitap etmek hedeflenmiş.

Dokuların ve sayısız renklerin birleşimi olan MoPOP’un dış kısmı, müziğin tüm enerjisini ve akıcılığını iletmektedir. 21 bin ayrı ayrı kesilmiş ve şekillendirilmiş paslanmaz çelikten yapılmış ve boyalı alüminyum içeren üç bin panel, binanın dışını sarmaktadır. Binanın dışı ışığa göre farklı renkler vermektedir ve farklı açılardan bakıldığında da değişmektedir. Bina ziyaretçilerine müzik ruhunu ve kültürünü sürekli hatırlatmaktadır.






Walt Disney Konser Salonu (L.A. California, ABD, 2001)

Walt Disney’in eşi Lillian Disney’in 1987 yılında hem Los Angeles sakinlerine hem de kocasına adadığı bu projenin konser salonu Frank Gehry tarafından tasarlanmış, 23 Ekim 2003 tarihinde resmen açılmıştır. Heykelsi bir kompozisyon sunan bu tasarımın odak noktası dış cephesi titanyum ile kaplı olarak düşünülen, hem görsel hem de akustik nedenlerle iç mekanı akustik parametrelerin bir ifadesi olan 2300 kişilik konser salonudur. Orkestra platformunu çevreleyen ahşap oturma grupları ve yelkeni andıran ahşap tavan, salonun içinde bulunanlara çok büyük bir geminin içindeymiş etkisi verir.
 

Candan

Doğa Sevdalısı
Tam Üye
16 Mayıs 2021
420
1.153
Tabiatın Ortası






Jay Pritzker Pavyonu (Şikago, A.B.D, 2004)

Adını Hyatt Hotelleri’nin sahibi olan Jay Pritzker’dan alan Jau Pritzker Pavyonu, Milliennium Parkı’nda yer almaktadır. Yarım daire şeklinde tasarlanmış bir sahnedir. Grant Park Müzik Festivali’ne de ev sahipliği yapmaktadır. 11.000 kişi kapasiteli Jay Pritzker Pavyonu’nda farklı müzikal gösteriler, konserler ve performans sanatları etkinlikleri de düzenleniyor.

*****






Medien Hafen

Steven Holl, David Chipperfield veya Frank O. Gehry gibi uluslararası mimarlık harikaları, önde gelen bölgesel mimarlar gibi sanatsal binalarıyla Medienhafen'de temsil edilmektedir. Şehir kapısı kesinlikle göz alıcıdır. Görkemli çelik ve cam yapı, Medienhafen'deki modern silüetin bir işareti ve bir parçasıdır. Kniebrücke, Landtag, Rheinturm ve Gehry binaları gibi yüksek liman binaları mimari açıdan görülmeye değer yerlerdir. Gehry binaları 1999'dan beri Düsseldorf'un bir simgesi olmuştur ve eğimli duvarları ve eğik kuleleriyle etkileyicidir.





 

Gri

Lahmacun
Yönetici
23 Mart 2021
432
1
1.760
39
İstanbul, Çanakkale
dipsizforum.com
Özellikle ilk mesajdaki 8th Spruce Street (2. bina görseli) binasını çok severim; sıradışı, Niemeyer sıkıcılığından uzak, çağdaş bir mimar. Yalnız, aşırı metal kullanımı nedeniyle, bazı yapıları güneş ışınlarını aşırı yansıtıyor ve çevre binaları haşlıyor.
 
Top