Dilimize Yerleşmiş 10 İstanbul Deyimi

Candan

Doğa Sevdalısı
Tam Üye
Kayıt tarihi
16 Mayıs 2021
Mesaj
212
Dilimize Yerleşmiş 10 İstanbul Deyimi

SC_MEY_0282.jpg

İstanbul meyhaneleri​
Yazar Feride Bovary

Her biri tarihi olayların ya da halk arasında geçen rivayetlere dayalı bir kısmı İstanbul’u konu alan ve günümüzde pek çok kere kullanılan bu deyimlerin anlamları

1. ÜSKÜDAR’DA SABAH OLDU

Üsküdar’da deniz kıyısındaki Valide Sultan ve Mihrimah Sultan camilerinin müezzinleri, karşı tarafta yaşayan padişaha seslerini duyurabilmek ve ondan ihsan alabilmek, belki saray müezzinliğine yükselebilmek ümidiyle sabah ezanlarını mutlaka Beşiktaş’taki cami müezzinlerinden önce okurlarmış. Bir şeyin zamanını geçirmek, geç kalmak anlamında bugün dahi kullanılmakta olan “Üsküdar’da sabah oldu” deyimi vaktiyle aynı hat üzerinde olmalarına rağmen Üsküdar’ın Beşikta’tan önce okunan sabah ezanlarından kaynaklanmıştır.


uskudar-mihrimah-sultan-camii-1921.jpg

2. MARMARA ÇIRASI GİBİ TUTUŞMAK

Eskiden ocak, soba veya mangalda ateş yakabilmek için çıralar kullanılır, bu çıralar ise çarşılarda tutam halinde satılırdı. Aniden parlayanlar, öfkelenenler için kullanılan bu deyim, sakızlı çam ağaçlarıyla meşhur olan Marmara Adası’ndan toplanan, reçinesi bol olduğu için kolay yanan çıralardan doğmuştur.

3. KABAK BAŞINDA PATLAMAK

Su kabaklarının içleri oyularak şişe gibi kullanıldığı yıllarda, Galata meyhanelerinde içleri şarap dolu kabaklar sıra sıra vitrine dizilir; isteyen külhanbeyi hangi kabağın ipini keserse onu alır ve bitirmeden yerinden kalkmazmış. Meyhaneye yapılan baskınlarda zabıtalar ve bekçiler tarafından mekandaki küpler ve fıçılar devrilir, sıra sıra asılmış şarap kabakları da meyhaneci ve araya giren müşterilerin başında patlatılırmış.


meyhane-Istanbul.jpg

4. DİNGONUN AHIRI

İstanbul’da ulaşım için atlı tramvayların kullanıldığı yıllarda, iki at ile çekilen tramvaylara, dik Şişhane yokuşunu çıkabilmesi için fazladan atlar koşturulurdu. Azapkapı’da tramvaya eklenen takviye atlar, Taksim’de Dingo isimli bir Rum vatandaş tarafından işletilen ahırda dinlendirilir, sonra tekrar Azapkapı’ya götürülürlerdi. Gün içinde sürekli atların girip çıktığı ahırın bu durumu dolayısıyla, girenin çıkanın belli olmadığı yahut her önüne gelenin girip çıkabildiği yerler için bu deyim kullanılmıştır.


azapkapi-1995.jpg

5. GOYGOYCULUK YAPMAK


Vaktiyle Muharrem ayında ilahiler okuyarak kapı kapı dolaşıp dilenen tarikat mensubu dilencilere goygoycu adı verilirdi. Bu kişiler, Muharrem ayından iki gün önce Üsküdar’daki tekkelerine giderek şeyhlerinin yanında toplanır ve buradan dörder beşer kişilik gruplar halinde semtlere dağılırlardı. Muharrem’in birinci gününden onuncu gününe kadar sokaklarda ilahiler okuyarak dolaşan goygoycular, gülbank çekerler ve durdukları kapının önünde dua ederlerdi. Günümüde bu deyim gevezelik, boşboğazlık yapmak anlamında kullanılmaktadır.


dervisler-abdullah-freres-1880s-4735.jpg

6. ÇAPULCU


Vaktiyle tulumbacı takımlarına sızmış işsiz güçsüz adamlara çapulcu adı verilirdi. Bunlar zaman içinde birtakım sınavlardan ve denemelerden geçerek takıma alınmlarına rağmen, bazıları ahlak düşkünlüğü sebebiyle yine ilk fırsatta yangın yerinden hırsızlığa kalkışırlar, durum fark edilirse polise teslim edilirler ve o semte bir daha adım atamazlardı.1910’lu yıllarda İstanbul şehreminliği görevini sürdüren Cemil Topuzlu, hatıralarında itfaiye teşkilatındaki aksaklıkları dile getirirken “çapulculuktan” bahsetmektedir.


tulumbacilar-m-iranian-fotografi.jpg

7. BULGURLU’YA GELİN GİTMEK


Bir işte gereğinden fazla telaş gösterenlere söylene bu deyimin hikayesi şudur; Bulgurlu Köyü, suyu ve havası nedeniyle güzel bir köydür, eskiden beri de pehlivan çıkaran bu köyün delikanlıları güzelliği ile meşhur olmuştur. Bu delikanlılarla evlenmek için civardaki köylerin genç kızları can atarlardı. Dokuz gün festival havasında geçen Bulgurlu’nun düğünleri de pek meşhurdu. Eğer Bulgurlu’dan bir görücü gelip kızı beğenerek nişan taktı mı, kız nişan bozulur korkusuyla çeyizini noksanlarını tamamlaması, bir an evvel nikah kıyılıp Bulgurlu’ya gelin gitmek için annesini, babasını gece gündüz sıkıştırırmış.


du%CC%88g%CC%86u%CC%88n-alay%C4%B1.jpg

8. PÜSKÜLLÜ BELA


II. Mahmud devrinde önce askerler, ardından memurlar için resmi başlık olarak kabul edilen fes, kısa sürede halk arasında da kullanılmaya başlanır. Fesin yaygınlaşmasıyla beraber değişik renk ve biçimlerde, püsküllü ve püskülsüz biçimde modeller ortaya çıkmıştır. Yağmur ve kardan kalıbı bozulan, rüzgarda püskülleri sürekli karışan fesin kullanımı zahmetli ve masraflı bir iştir. Püsküllü bela deyimi bu durumdan esinlenerek ortaya çıkmıştır.


osmanli-pazar-yeri-seyyar-saticilar.jpg

9. BALIK KAVAĞA ÇIKINCA


Karşılıklı noktalarda bulunan Rumeli ve Anadolu Kavağı, çok rüzgarlı ve akıntının kuvvetli olduğu yerlerdir. Buralarda bu yüzden balık tutmak neredeyse imkansızdır. İstanbul’da balığın bol bulunduğu ve dolayısıyla fiyatının düştüğü zamanlarda şehirde tutulan balıkların, Kavaklar’a kadar götürülüp satıldığı görülür. Diğer zamanlarda düşük ücretle balık almak isteyen müşterilere balıkçılar tarafından verilen cevap ise “O sizin dediğiniz ücret balık kavağa çıkınca olur” şeklindedir.


balikcilar-uskumrulari-karaya-cekerken-1910-bebek-sahili.jpg

10. İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK


Kılık kıyafetleriyle dikkat çeken İstanbul hanımefendileri ve beyefendileri için kullanılan bu tabir, aynı zamanda gösterişten uzak ve giydiğini kendisine yakıştıran anlamlarını da taşır. Deyimde geçen “dirhem” ve “çekirdek” tabirleri kuyumculukta hassas tartılar için kullanılan ağırlık ölçüleridir. O dönemde piyasada en değerli para olan Osmanlı altını, tartıda iki dirhem bir çekirdek gelmektedir. Kılık kıyafet konusunda titiz olan kimselerin piyasada en yüksek değere ve hassas ölçülere sahip altın sikkeyle beraber değerlendirilen bir deyim olmuştur.


tumblr_neb2qcrGiW1txixluo1_500.jpg
 

Yeni Üye (2)

Azimli üye
Tam Üye
Kayıt tarihi
4 Nisan 2021
Mesaj
106
Bilmediğimiz neler varmış, çok teşekkürler. Böyle bilgiler insanı yaşadığı toplumla, kitleyle daha bir yakınlaştırıyor bence. Sokaktaki insanız biz de ama sokaktaki insanın dilini bilmiyoruz sanki bunları öğrendikçe anlıyorum.
 

Tatar

Carpe diem
Tam Üye
Kayıt tarihi
27 Mart 2021
Mesaj
242
Aslında müsait bir zamanda Bursa deyimleri yada kültür sözcükleri çalışmasıda yapılabilir.1- Müsait biryerde kalayım 😉 2- Nereden dönelim? İleri de babadan donebilirsiniz.3-Heykelde buluşalım.4-Cilli oynayalım mı ...... Devamı sizde
 

Newyork Mezarlığı

Cesur Yeni Dünya
Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
140
"Balık kavağa çıkınca" deyimi, muhtemelen çok daha eskilere gitse gerek. Misal, Yunus Emre'nin o güzel şiirinin bir beyitinde şöyle deniyor:

Balık kavağa çıkmış, zift turşusun yemeğe
Leylek koduk doğurmuş, bak a şunun sözünü
 
H

Hannibal

Guest
" İki dirhem bir çekirdek " sürekli dilimizde olan, ama geçmişini bilmediğimiz bir deyim idi.Öğrenmiş oldum açıkçası.
 
Top